25 Mayıs 2010 Salı
dün gece basketbol panorama'yı izlerken böyle çok mutlandım gururlandım. program final serisi boyunca maçtan sonraki günler yapılıyor ve 5 efes 5 fener taraftarı da katılıyor. efes sayesinde çok güzel insanlarla da tanımışım bunu anladım. fenerlilerin polemiğe girme çabalarını ellerinin tersiyle itiyor hepsi, peygamber sabrı var maşallah. a.i. abimin içten, samimi konuşmasıyla verdiği ayarlar, f. abimin soğukkanlılığı, futbol kültüründen gelme saçma sapan bir şekilde hakem pozisyonları tek tek irdelenirken ve fenerliler her pozisyona çemkirirken, f. abimin birikimiyle, teknik ayrıntılarla yorum yapması, tanışıklığım olmasa da d. ablanın sorduğu nokta atışı sorularla nur germen'i, nejat sayman'ı, murat özyer'i, ufuk alyüz'ü suspus bırakması, s.'nin her zamanki sakinliği, ağırbaşlılığı ve zekası ile yaptığı yorumlar, p. ablamın bilinmeyenleri dile getirerek fenerlileri ortaya attığı her şeyi çürütmesi,vs. vs. efes kapanmamalı, onlar bir daha ankara depasmanına gelmeli, dahası ben efes'i yuvasında bi örolig takımı karşısında onlarla birlikte izlemeliyim. ufuk alyüz'ün karizmasını, soğukkanlılığını da takdir ettim hakem dediğin böyle olmalı. "ray charles ve stevie wonder" hikayesi de hoştu. özellikle rako'mun sivrisinekvari kafasındaki sivri beyni ile yaptığı müdahaleyle kendisine tekrardan hayran olmama sebep olan faulünü irdelerlerken, "basketbol" panaroma isimli programa fitbol formasıyla gelmiş adamlar sportmenlik dışı faul ısrarıyla saçma sapan çemkirirken, biri eksilere düşmüş basketbol iq'su ile "son adam hede höde" derkene ufuk alyüz'ün "bu basketbol." diyerek kesin ve net bir şekilde sözünü kesmesi çok hoştu. bir de tekniğine de indikçe bu oyunu daha çok seviyorum. topu çemberden geçirmek olarak görenler utanmalı kendilerinden. resmen bir coleridge şiiri gibi, bir mozart senfonisi, bir echer tablosu gibi bu oyun. çok feci maça gidesim var, akşamki maçın sonunu göremeyebilirim bu heyecanla. sahaya kemik seslerini duyacak kadar yakın oturmak istiyorum. takımım heyvanlar gibi savunma yapsın istiyorum. sinan sol ayağını önde tutup ukic'in sağını kapatırken kaya solunda heyula gibi dikildiğinde koskoca ukic'in yaşadığı çeresizliği görmek istiyorum. rako'nun kaş göz yaparak başlattığı ikili oyunları, şey yapsan kaçırmayacağı serbest atışları görmek istiyorum. kasun'cuğum mirsad'ın üzerinden uçarak basarken smacı kamera yakın dostum rakel'i heyecan içindeyken göstersin istiyorum. mirsad sinirlensin, gözleri pörtlesin, orayı burayı tekmeleyerek kenara gelirken tam "mınakoyim o. çocuğu" derken kamera daha önce zibilyonlarca kez yaptığı gibi, tam o sırada mirsad'a yakın çekim yapsın, rezilliği bir kez daha belgelensin istiyorum. ben içimden "kaldır at" dedikten saliseler sonra nachbar'ın kaldırıp attığı üçlükleri de görmek istiyorum. sevgili caprica 6'in dediği gibi, orada olmak, kalabalığın heyecanının, enerjisinin üzerimden akışını hissetmek istiyorum. biraz daha zorlarsam ortak benliğe falan bağlıcam sanırım. neyseşte saat bi an önce 20.00 olsun ve ben 22.30 civarlarında mutlu bi insan olayım istiyorum. tabi bi de televizyonların kendi gelmesini istiyorum o saate kadar yoksa "aberration on the way.".
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder