29 Ekim 2009 Perşembe

en derin yaralar kapanıyorsa
en büyük aclar unutuluyorsa
neden korkulur hayatta, söyleyin bana

esasında hiç niyetim yoktu, yorgundum, eve gelip, karnımı doyurup bi güzel maç keyfi yapmayı planlıyordum. aslı kız hadi hadi diyince e iyi madem dedim.  küçükken bayılırdım candan erçetin'e, bir daha sevdim. su gibi kadın yahu. beyaz elbisesi, upuzun kırmızı saçları, porselen gibi teni bu miyop insan evladını bile derinden etkiledi, ağzı açık baktırdı. o meydandan geçen bengü'lerden, ismail yk'lardan sonra sesi elf diyarlarından kopup gelmiş gibiydi sanki. soğuktan her hücrem titrerken "atanın sevdiği türkülerden" diye girilen her türküyle epey bi eğlendim, sonra hüzünlendim, izmir'in kavakları'yla epey bi hüzünlendim, hemen akabinde annem ile biraz ağlamış bile olaiblirim. melek ve kedi (bahane değil kedi) o kadar şirin şarkılar ki az daha uçuyordum. neden bahsettiğimden emin değilim ama o anki his uçmak üzere olduğum yönündeydi. velhasılı partizan maçını feda etmeye değdi mi? kesinlikle değdi. incecik siyasi iğnemeleri, kıkırdamaları, saçları, sesi, zerafeti, vesairesi ile spontane gelişen hoş bir gece yaşattı candan abla bize. bu "x bir gece yaşattı" kalıbı da ne kadar klişe.
ha bir de ümitköy apaçilerine açık mektup:
sevgili apaçilerim,
semtimin apaçi potansiyeli her defasında şaşırtabiliyor beni. lakin nereden tanıdığımı kestiremediğim, ama tanıdığım için dehşete kapıldığım apaçiler, ben orada apaçilik yapmak için değil, geçmişimi yad etmek, pop mop umursamadan güzel müziğin tadına varmak için bulunuyordum. bilgilerinize arz olunur.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

ooohaaa.oooovvvvhaaa. oh my god. i believe i can fly hatta.
gittin dimi lan konsere. kiskaniyorum. bildigin kiskaniyorum. e iyi yapmissin. aferin.

G dedi ki...

evime 15 dakikalık yürüme mesafesinde,üstelik bedava.
tereddüt etmem saçmalıktı. :D