5 Ocak 2013 Cumartesi

*tears*

"i love you. you know, nothing like a "hey let's have an underpants party" or whatever grown ups do when they're in love. i mean, i love you as one loves another person whom one simply cannot do without." - stewie griffin
iyi ki "2013'te yeni bir başlangıç yapacağım" tarzı romantikliklere giren bir insan değilim; çünkü 2013 daha ilk 3 gününde net bir şekilde benim senem olmayacağını beyan etti. sanki benim ve çok sevdiğim insanların hayatları hep tepe taklak olmuş gibi. bugün bi dünya haritası gördüm ve bütün dünya mutsuzmuş gibi bir hisse kapıldım.

eşyalarım toplandı, bavullarım hazırlandı ve yarın sabahın köründe kalkıp hayatımda ilk kez uzun süreliğine evimden ayrılacağım. tabii ki kafamda bir sürü soru işareti ve gidişim kesinleştiğinden beri git gide sayısı ve şiddeti artan ataklar halinde gelen "separation anxiety" var. çalışacağım, ev kiramı, faturaları ödeyeceğim ve 20 yaşında, üniversiteden mezun olmama 1.5 yıl kala birkaç aylığına da olsa yetişkin hayatı yaşamaya başlamak zorundayım. ama öte yandan ben hala bin yıllık susam sokağı kitaplarını okuyup çok kararsız kaldığında "oo piti piti" yapan bir kız çocuğuyum.

family guy diyince akla absürd komedi gelse de yukarıdaki alıntının olduğu bölüm (8. sezon 17. bölüm) mevcut duygularıma çok cuk oturdu. brian stewie'ye hayatının bir amacı olmamasından ve intihar düşüncelerinden bahsediyor ve diyor ki "hep geçmişi veya geleceği düşünüyoruz, hiç şimdiki anda olmuyoruz." bu sonbaharın başında yaptığım 2 günlü istanbul kaçamağı dışında son bilmemkaç senemin özeti işte bu. ya geçmişi fazla özlüyorum, ya gelecek için fazla endişeleniyorum. hiçbir şeyi düşünmeyip sadece şimdiki andan zevk aldığım günlerin sayısı da son yıllar için de sadece 2.

brian bunları anlattıktan hemen sonra stewie "senin hayatının bir amacı olmayabilir ama benim hayatıma bir amaç verdin, belki bu yeterlidir" diyor ve en yukarıdaki cümleleri kuruyor arkasından. büyümeye çok hevesli insanların arasında, çok sevdiğim kişilere duyduğum sevginin tam tanımlaması da bu işte. ailem ve birkaç arkadaşımdan bahsediyorum. bazı insanlar "üzülme" dediğin de gerçekten üzüntü geçiyor.

aileme, kedilerime, arkadaşlarıma ve kendine iyi bak ankara.

edit: bu ne ya gitmeden bir şeyler yazayım dedim ama tekrar okuyunca hiçbir şey anlamadım neyse artık.

Hiç yorum yok: