kaç kez izledim belli değil. önce işin basketbol kısmı: yok arkadaş böyle bir oyun. efes serideki bir önceki maç 25-30 sayı fark yemiş, bu maçı kaybederse şampiyonluğu kaybediyor. maça çok iyi hazırlanmış çok konsantre bir şekilde başlıyor efes, 30 dk önde götürüyor. 3. çeyreğin bitimine 1. sn kala sahada 4 kişiyken hakem oyunu başlatıyor, orta sahadan yediği üçlükle 4 sayı geriye düşüyor. oyuncu sahaya geç çıkıyorsa verirsin teknik faulü, ama takımlar sahaya 5 kişi çıkmadan oyunu başlatamazsın. 4. çeyreğin başında efes resmi itirazını masaya sunuyor, kerem tunçeri kaptan olarak imzalamak zorunda. oyun devam ederken bi ara masaya gidip onu imzalıyor. o an bütün oyuncuların konsantrasyonu dağılmış, basketbol oynamak değil, haklarının yendiği, itiraz etmeleri gerektiği var kafalarda. öyle bir dikkat dağılması ki o sıralarda beşiktaş üst üste 6 kez hücum ediyor (5 hücum ribaundu, bir hava atışı) ve beşiktaş bir anda 11 sayı öne fırlıyor. bitime 5-6 dk. kala efes mola alıyor. efes'in ev sahibi olduğu, rakip taraftara sınırlama getirdiği maçta salona nasıl girdiği belli olmayan binlerce bjkli şampiyonluk şarkısı söylemeye başlamış bile o sırada. o molada neler oldu, neler konuşuldu bilmiyorum. ama öyle bir dönüyorlar ki moladan, tam herkes "efes bitti, buradan kalkamaz" derken 11-0lık seriye 12-0la cevap verip tekrar öne geçiyorlar. efes'te tunçeri ve savanovic dışında herkesin faul problemi var, ermal 5 faulle dışarda. maçın son 20 saniyesi, son hücum efes'te, skorda eşitlik var. tunçeri süreyi eritiyor, eritiyor sonra önünde bonsu varken 3lük sallıyor, girmiyor ve maç uzuyor. penetre etse maç kazanacaklar, maç bitecek. uzatmanın başında önce efes, sonra bjk 4-5 sayı öne geçiriyor. son dakikaya girerken yine skor eşit. tunçeri normal sürenin sonunda kullandığı 3lüğün aynısını kullanıyor, yine önünde upuzun maç içinde bir sürü blok yapmış bonsu. ama bu sefer sokuyor o 3'lüğü. bu sırada kerem gönlüm de 5 faulle dışarıda. 20 saniye kalmış, efes faul yapıyor, ikisini de sokuyorlar. skor 81-80 efes. hemen arkasından sinan'a faul yapılıyor, son 13 saniye. sinan ilkini alıyor, 2.sini kaçırıyor. ribaundu alıp hawkins'le hücum ediyorlar, lafayette faul yapıyor. son 3 saniye. hawkins ilkini kaçırıyor. ikincisini bilerek kaçırıp ribaunda giriyor. ama o nasıl bir ribaunda girmek. serbest atış kullanan oyuncu top potaya değmeden potaya yaklaşamaz, ama bir bakıyoruz top potaya değdiğinde hawkins 3 adım atmış bile. efes'te ribaund almaya en müsait isim savanovic'e dudley'nin yaptığı faul, ama final serisinde böyle bir maçta son pozisyonda o faul çalınmaz. nitekim çalmıyorlar, ama hawkins kendi ribaundunu alıp basketi yaparken savanovic'in formasına sürtündüğü için basketfaul çalınıyor. o serbest atışların hepsi haram olduğu için girmiyor tabi, ribaund mücadelesinde top onlardan çıkıyor. son 1 saniye, zouros molayı alıyor. mola dönüşü sahadaki 5 tunçeri - doğuş - vujacic - savanovic - batista. doğuş bu maç o ana kadar hiç oyuna girmemiş. 44.59 saniye kenarda oturmuş ve o son 1 saniye için oyuna giriyor. efes'te son topu kullanması beklenenler: vujacic, keskin şutör. tunçeri ve savanovic maç kazandıran topları hafiften trademarkları haline getirmişler. batista'nın görevi muhtemelen en iyi yaptığı şeyi yapıp rakip oyuncuları perdeleyerek pozisyonu hazırlamak. şu 5'te doğuş'un işi ne, kimse anlam veremiyor. doğuş, hücumu 0, tek artısı savunma denilen doğuş. derken topu kenardan oyuna sokmak için tunçeri geliyor. böylece son topu ona kullandırma şansı kayboluyor. yiğiter uluğ efes'in o 1 saniyede neler yapabileceğinden bahsediyor, hiçbiri bana mantıklı gelmiyor. doğuş'un o anda shaya çıkmasının sebebi var ama kafam basmıyor. derken tunçeri hayatının pasını veriyor, top doğuş'un eline bir saliseliğine değiyor ve potadan içeri giriyor. sonrasındaki cümbüş için ikinci videoyu izleyin. son hücum tunçeri'nin pası, doğuş'un içeri kat edişi, sıçrayışı, yükselmesi, zamanlaması; her şeyiyle mükemmel bir şekilde çizildi ve uygulandı ki o an oohaa diye haykırıp ayağa fırladım ve bi süre mal gibi ekrana baktım. resmen tarih yazıldı. doğuş'un istatistiği 1 saniyede 1/1 2'lik, ve maçın kahramanı.
"anadolu efes" gibi oynamak dediğimde kast ettiğim bu seneki maccabi, real madrid, cska, bir önceki bjk maçı gibi farkın 20lere 30lara çıkması ve takımın buna tepkisisz kalması. "efes pilsen" gibi oynamak dediğim oyuncuların işler biraz ters gidince inatlarını yitirmemeleri, maç sonunu kollarını bacaklarını sahada bıraksalar da maçı kazanacakmış gibi oynamaları. efeslilerin yıllardır seans seans çağırdığı "1996 ruhu". ülkeye takım sporlarında ilk uluslararası kupayı getiren, 2. videoda görünen batista'nın degajındaki, ermal'in takım toplaşmasındaki konuşması ve sonrasında alkışlayışı, sinan'ın basın toplantısında "hiçbirimizin tatile erken çıkmaya niyeti yok" diyişindeki ruh.
kazanmak harika bir his. ufacık bir şey bile olsa. bugün 2 saatliğine bu aralar pek bir fazlalaşan dertlerimi unuttum, sadece efes'in kazanmasından değil; sahada kemik seslerinin çıktığı mücadeleden aşırı zevk aldım. bu efsanevi maç sonunun bizim için tam bir gurur meselesi olan maçın sonu olması da ayrı bir tatlı oldu. bu sinan erdem'de var bir keramet. henüz 2 yaşında bir salon son 2 senenin bütün efsanevi maç sonlarına ev sahipliği yaptı. 2010 dünya şampiyonası sırbistan - türkiye maçı, yine tunçeri'nin son saniye turnikesiyle aldığımız efes - pao maçı, efsaneler efsanesi euroleage final four 2012 final maçı ve şimdi bu maç.
bilet - taraftar konusunu buraya yazmıyorum. efes pilsen'in bu ülkede kimseye hiçbir borcu yok. maçın bitmesinden 5-6 saat sonra bile o son pozisyonun keyfini sürerken hiç tadımı bozamicam. özetle hepi topu 100-150 kişilik efesli gruba beşiktaşlılar binlerce kişi saldırmışlar maç sonu. içi dolu 1.5 litrelik şişe bir arkadaşımın yüzünde patlamış. gözlük gitmiş, surat mosmor olmuş. sorsan en asil en kudretli mükemmel taraftar onlar. ama bu adamlara bütün tribünü açmadığı için kötü olan efes. hayır sinirlenmicem, şimdi bir kez daha maç sonundaki sevgi yumağını izleyip rüyamda ibiş ibiş şeyler görücem. iyi geceler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder