basketbolun "elit" spor olduğu bi zamanlar vardı. maç sırasında hop oturur hop kalkar maç bitince normal hayatıma geri dönerdim. belki güzel bi galibiyetin getirdiği enerji patlamasıyla bi süer işime gücüme odaklanamazdım, o kadar. o zamanlar maç sonrası bi sinir harbi geçirdiğimi hiç hatırlamıyorum. 2006'da fenerbahçe'nin ülkersporla birleşerek bütçe arttırması ve galatasarayla beşiktaş'ı da yatırıma zorlaması kimilerine göre basketbolu bikaç tık yukarı taşımış. maç boyu sahalara arkası dönük bağırıp çağıran, gol gol gol diye bağıran, küfreden, sahaya girip oyuncu dövmeye çalışan adamları salonlara doldurmak basketbola ilgiyi arttırmakmış. bana kalırsa ülke basketbolu 2006'dan beri serbest düşüşte. farklı takımlardan oyuncuların, koçların, hakemlerin, taraftarın, spor yazarlarının hep birbirleriyle arkadaş olduğu basketbol ortamının yerini zaten çirkin olan futbolumuzun iyice boka batmasıyla soluğu basketbolda alan holiganlar alıyor. dolu salonda oyanandığı halde olaysız, neredeyse sakinlikte geçen maçların yerini taraftarın sahaya girip oyuncu dövmeye kalktığı maç sonları alıyor.
bugünkü sıkıntıysa holiganlık değil. maçı rakibin bile itiraf ettiği hakem hatasıyla kaybetmek de değil, efes milli takımdan vatan hainine dönüşeli çok oluyor alıştık zaten. sorun basketbolla da alakalı değil hatta. bütün dünyayı sarmış olan genel nefret hali. kimsenin kimseye tahammülünün olmaması ve fırsat bulduğunda birilerinin canını yakması. hamile genç kıza tekme atarak bebeğini düşüren, yaşlı amcaya copla dalan polisin yaptığından farkı yoktu bugünün. maç içinde olana sinirlendim ama birkaç güzel şarkının ardından geçecekti o sinir. onun yerine uzunca bir süre ağzımı yüzümü yamultan fbjkgs hatta ksk taraftarının önünde maç bittiği an kuyruğunu kıstırıp kaçacak hakemin, karşısında tepki vermeyeceklerini düşündüğü bir avuç efesli görünce küfretmesi, parmak sallaması, sonra onunla da yetinmeyip içlerinden birine baya baya fiziki olarak saldırması. arkasından bu adam hiçbir şey olmadan bu işten ekmek yemeye devam edecekken o çocuğun gözaltına alınmaya çalışılması. allah'tan kerem tunçeri diye kanımca zamanında asgard'dan dünyamıza düşmüş bir adam var, sezon boyu sahada kendine defalarca taptırdığı yetmemiş gibi gidip güvenliğin elinden almış çocuğu.
geçen hafta fenerbahçeliler araba devirip yakarken içten içe memnun olan bi tarafım vardı. fenerbahçe'den, futboldan, holiganizm, vandalizm ve şiddetten ölümüne nefret ettiğim halde hem de. çünkü böyle zamanlarda hamile kıza tekme atabilen, yaşlı adama copla girişebilen, sokak köpeğine biber gazı sıkabilen, elindeki cop belindeki silahla kaskının zırhının kalkanının arkasından karşısındakine zayıf - güçlü, savunmalı - savunmasız, suçlu - suçsuz ayrımı yapmadan zulmedebileceğini düşünen türk polisi, yabancı polisi ve aynı zihniyet ve pozisyondaki herkesin suratında bi "hassiktir" ifadesi beliriyor.
bugünkü sıkıntıysa holiganlık değil. maçı rakibin bile itiraf ettiği hakem hatasıyla kaybetmek de değil, efes milli takımdan vatan hainine dönüşeli çok oluyor alıştık zaten. sorun basketbolla da alakalı değil hatta. bütün dünyayı sarmış olan genel nefret hali. kimsenin kimseye tahammülünün olmaması ve fırsat bulduğunda birilerinin canını yakması. hamile genç kıza tekme atarak bebeğini düşüren, yaşlı amcaya copla dalan polisin yaptığından farkı yoktu bugünün. maç içinde olana sinirlendim ama birkaç güzel şarkının ardından geçecekti o sinir. onun yerine uzunca bir süre ağzımı yüzümü yamultan fbjkgs hatta ksk taraftarının önünde maç bittiği an kuyruğunu kıstırıp kaçacak hakemin, karşısında tepki vermeyeceklerini düşündüğü bir avuç efesli görünce küfretmesi, parmak sallaması, sonra onunla da yetinmeyip içlerinden birine baya baya fiziki olarak saldırması. arkasından bu adam hiçbir şey olmadan bu işten ekmek yemeye devam edecekken o çocuğun gözaltına alınmaya çalışılması. allah'tan kerem tunçeri diye kanımca zamanında asgard'dan dünyamıza düşmüş bir adam var, sezon boyu sahada kendine defalarca taptırdığı yetmemiş gibi gidip güvenliğin elinden almış çocuğu.
geçen hafta fenerbahçeliler araba devirip yakarken içten içe memnun olan bi tarafım vardı. fenerbahçe'den, futboldan, holiganizm, vandalizm ve şiddetten ölümüne nefret ettiğim halde hem de. çünkü böyle zamanlarda hamile kıza tekme atabilen, yaşlı adama copla girişebilen, sokak köpeğine biber gazı sıkabilen, elindeki cop belindeki silahla kaskının zırhının kalkanının arkasından karşısındakine zayıf - güçlü, savunmalı - savunmasız, suçlu - suçsuz ayrımı yapmadan zulmedebileceğini düşünen türk polisi, yabancı polisi ve aynı zihniyet ve pozisyondaki herkesin suratında bi "hassiktir" ifadesi beliriyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder