14 Kasım 2011 Pazartesi

öyle bir hafta düşünün ki pazartesi gününe ev halkının uykusu için kendi uykunuzu kediye kurban ederek başlamışsınız. sabaha karşı 5'te yattım 7.30'da kalktım. 8.30'da okuldaydım. 13.40'a kadar gözümü ayırmadan bilgisayarda çalıştım. sonraki ders için çıktı alma telaşında uykusuzluktan gözlerim alev alev yanıyor, 5 saat bilgisayara bakmaktan gözlerimin önünde minik siyah noktalar beliriyordu. kültür tarihi'ni de atlattım kendimizi armada'ya attığımızda saat 17'ye geliyordu ve ben daha ağzıma bir lokma koymamıştım. bulanmış beyinlerimizle kipa'nın oyuncak reyonunda yarım saat falan harcadık. çünkü 90'lardan kalma pinball tarzı oyuncaklar vardı. hepsi muazzamdı. orada peluş bi file aşık oldum. 27 lira olduğunu görünce yıkıldım. arkasından loco poco'ya girdik o da oyuncak mağazası. orada da peluş bi maymuna aşık oldum. arkasından minik hayvan figürleri standıyla karşılaştım. akla gelebilecek her türlü hayvanın detaylı figürleri. en ucuzu 15 lira falandı. dayanamadım ve loco poco'daki HER ŞEYİ devirdim. HER ŞEYİ ama.

yarın sabah tipografi jürisi var ve çıktılarım bok gibi çıktı. zaten bok gibi şeyler yapmıştım ama bi de bok gibi basılınca iyice bok oldu. yarın da evden 8'de çıkıp gece yarısına doğru falan gelicem. yarın meryem'İn doğum günü. filiz hoca'nın dersinde starbucks'a gidip meryem'in doğum gününü, benim 1.5 hafta geçmiş doğum günümü ve nur abla'nın 1 ay geçmiş doğum gününü kutlicaz. akşam da biz david people'a gidicez. çalıştaydan ece david people'ı duyunca organizasyonu direk eline aldı. kız annesinin karnından kendi doğumunu organize ederek doğdu kesin. eminim.

nur hoca'yı çok sevmem ama bugün oğlunu gördüm. şimdiye kadar tanıdığım en bombastik çocuk tartışmasız ege. ama nur hoca'nın oğlu gibi güzel bi şey görmedim ben ya. sanat eseri resmen. nur hoca'dan o kadar güzel bir çocuk çıkmasının tek sebebi acayip taş bir kocası olması olabilir. ulen koridorda "ya ya ya" diye bağırarak koşuşu, gülüşü falan aklıma geldi sırıttım kendi kendime yine.

nbaciler iyice kafayı yemiş. sezonun tamamının iptali, bütün oyuncuların sözleşmesini fesh edilmesi gibi durumlar söz konusu. ersan'ı tutucaz diye içten içe sevniyorum tabii. ama olurda avrupa'ya nbaci akını gerçekleşirse yakarım buraları. şu haliyle tam tadında olan euroleague keyfinin içine ederler. nba'i bitirdiniz bize de bulaşmayın, gelmeyin. efes pilsen altyapıyı ebesinin şeyinden merter'e taşımış. altyapı yapılanmasındaki ilk büyük somut adım. çok da güzel olmuş.

her seferinde olduğu gibi dün de galatasaray maçı fotoraflarında çok acayip şeyler olmuş. iki takımın da oyuncuları değişiyor, koçları değişiyor, maçın oynandığı salonlar değişiyor, her şey değişiyor ama fantastik fotoğraflar değişmiyor. bu maç sonu fotoğrafını mesela çok sevdim. fotoşokta layer layer kaydedilmiş gibi ibişler.


















bi de dün maçta barac(2.17 m)  lakovic'ten(1.85m) top çaldı, bütün sahayı geçip turnikeyle bitirdi. hemen arkasında gs molası geldi. bizimkiler kenara gelirken ersan kerem'e gülerek "bırak artık topu o (barac) getirsin" dedi. şimdi fellik fellik ersan nerede diye aranıyorlar.

yedim ben onu. 

Hiç yorum yok: