20 Ekim 2011 Perşembe

ilk maç için çok korkutucu görünen partizan deplasmanında iyi oyunla kazanmak bir yana;

- milli takımda çok yıpratılan kerem ve ersan'ın kusursuza yakın oyndığını görmek çok güzeldi. ersan'ın çok umrunda olduğunu sanmıyorum ama kerem çok duygusal morali çökünce oyunu da çöküyor. ilievski'nin gelip kendisinin 1 numaralı adam olması da bu açıdan iyi oldu. şimdi fark ettim ki spanoulis falan gelse takıma yarardan çok zararı olacakmış.

- ersan'ın takımı ne kadar benimsediğini görmek de çok güzeldi. çok pozitif, sorunsuz bir havası var. her düşeni kaldırmaya ilk o koşuyor. 4 numara rotasyonumuzun bu kadar oyunu kadar karakteri de sağlam adamlardan oluşması da çok güzel.

- i heart batista.

- en güzel tarafı da ufuk sarıca. teknik olarak hala eksikleri olabilir ama takımın havası da onun eseri. son yılarda daha çok oyuncularla sürekli sorun yaşayan, hatta maç sırasında kavga eden (bkz. rakocevic vs. ataman) koçlardan sonra kısa sürede yarattığı ortam inanılmaz. oyuncular oyun devam ederken, kenara gelirken, molalarda, hep gözünün içine bakıyorlar sarıca'nın. o kadar ki koç isimlerini seslendiğinde takım arkadaşlarını ezmek pahasına yanına koşuyorlar. evet batista ve savanovic, sizden bahsediyorum. yer kavgası yaparken az daha ilievski'yi öldürüyordunuz. sonra hep beraber gülüştünüz çok şeker oldunuz affetim.

- bu da kötü zamanlarımızda bakıp sırıtmamız için minik esteban batista. (soldaki ibiş)

Hiç yorum yok: