25 Ekim 2011 Salı

bugün okula gidicem, otobüs durağına yürürken kendi halinde duran bi sokak köpeği gördüm.
nası güzel bi şey.
dayanamadım tabii kafasını okşadım yoluma devam ettim.
ve tabii hemen peşimden gelmeye başladı o da.
sağ ön patisine bir şey olmuş, topallayarak yürüyor. yine dayanamadım durdum, o da oturdu.
acıyan patisine dokundum, hemen kaldırdı elime koydu.
veteriner değilim ki muayene edeyim. sevdim ben de patisini o çekene kadar.
sonra kalktı bikaç adım gitti kaldırımın kenarına yattı.
ben de ayağa kalktım ellerim patisinden toz olmuş onu silkeliyorum.
o sırada bi tane adam çıktı kaldırıma. giyimine, duruşuna bakan "aydın kesim bu" der kesin.
kıçımın aydın kesimi.
adam köpeğe baktı, yüzü buruştu, köpeğin yanında genişçe bir kavis çizerek geçti.
sinir çok ani geldi.
mideme bir bulantı girdi, ellerim buz kesildi.
adam yoluna devam edip durağın birkaç metre ötesinde durdu beklemeye başladı.
köpeğin güzel başını bir kez daha sevip güle güle dedikten sonra durağa doğru devam ettim. adamın yanından tiksinti dolu bir ifadeyle abartılı bir kavis çizerek geçtim.
ne olur nolmaz pislik bulaşmasın.
anladı mı anlamadımı bilmiyorum, dönüp bir daha bakmayı midem kaldırmadı.

Hiç yorum yok: