9 Ağustos 2011 Salı

playing for change - stand by me

armada'nın yan tarafındaki otel inşaatında yaşayan o çok güzel köpeğin adını "boncuk" koyup yaz sıcağında bile yemeklerini sularını onunla paylaşan inşaat işçisi abilerin değeri, nice doktorlardan, mühendislerden, "mühim" insanlardan daha fazla.

"bütün sorunlarını halledip hayvan haklarına sardıran kırmızı rujlu yaşını başını almış teyze" tavrına değilim. annem küçükken bize yatmadan önce masal değil kendi çocukluğundan hayvan hikayeleri anlatırdı. kırmızı başlıklı kız'la değil annemlerin köpekleri dünya güzeli bobby'yi, tony'yi, kedileri sarı'yı, perdeye tırmanırken uyuyakalan gerzek'i, büyük dayımın mahalle çocuklarından kurtarıp eve getirdiği yaban ördeğini, tavşanlarını dinleyerek büyüdüm ben. muhtemelen merhameti inanılmaz titiz bir insan olmasına rağmen annemlerin sokaktan toplayıp getirdiği yaralı hasta hayvanları merhemlerle ilaçlarla tedavi eden, hatta annemlerin eve getirdiği yaralı hasta olmayan hayvanlara da ayrı yemek yapıp önlerine koyan anneannemden öğrendim. o yüzden kalıplaşmış hayvansever profilinde değilim. ben daha sorunlarımı halletmedim. hayvan sevmk için sorunlarımın hallolmasına ihtiyaç duymadım.

eve haciz gelebilir diye değerli eşyalarımızı komşuya taşırken, oturduğumuz evi satarken, sözde eş dost "onca derdin arasında bi de kediye mi bakıyorsunuz?" derken babam "gerekirse ben aç kalır yine ona bakarım." diyordu. bizim için kedimizi sıkıntı yüzünden kapı önüne koymak sıkıntı çekiyorum diye oğlunu, kızını, kardeşini kovmaktan farklı değil çünkü.

peta benzeri "hayvansever" zırvalararına inanmıyorum. bir insan nasıl kısırlaştrmayı savunup bunu adını hayvanseverlik koyar anlayamıyorum. kısırlaştırmak insanın tanrıcılık oyunun bir parçası sadece. hayvanlar insanlar gibi değil. içgüdüleri 1) hayata kalmak, 2) soylarını devam ettirmek üzerine kurulu. sen bir canlının yaşama amacını elnden alıp nasıl buna "hayatını kurtarmak" diyebilirsin? sokak hayvanları acı çekmesin istiyorsan her gün kenara köşeye bir kap su, yemek bırak. o hayvanların yaşama alanlarını yok edenlere, durup dururken hayvanlara saldırp zavallıların insan gördüklerinde başlarını eğip kaçmasına sebep olanlara ver mücadeleni. ortada hayvan olmazsa sorun da olmaz ama di mi? böylesi yaz sıcağında dilin damağına yapışmışken aldığın suyu bacağı kırık köpeğe vermekten çok daha kolay çünkü. daha birkaç ay önce arkadaşım iki kedisi aynı anda hamile kaldı, ikisinin de doğurması annesine zorluk çıkaracağı için veteriner bebekleri alıp ikisini de kısırlaştırdı. insanlarda kürtaj iki ucu keskin bıçak, ne tam olarak evet ne tm olarak hayır diyebilirsin. ama işte hayvanlar insanlar gibi değil. kendi kedimin göğsünde yumruk kadar iltihap varken mırlaya mırlaya 5 yavrusunu emzirdiğini gördüm ben. o kediler bakadı yavrularına. ama bir insana fazladan iş olacaklar diye iki kedinin yaşama amaçları ellerinden alındı, o kediler annelik duygusunu yaşamakta mahrum bırakıldı. daha doğmadan bir sürü bebek kedinin daha doğmadan canlarına kıyıldı. bir tek insanın keyfi için.

bir başka peta saçmalığı "adopt not buy", "buying animals is killing animals" zırvası. pet shoplardaki hayvanlar için endişelenecek bir durum yok çünkü, di mi? pet shoplar bulaşıcı hastalıkkaynamıyor çünkü. orada hayvanlar 50 santimetrekarelik alanda kendi çişleri kakaları içinde yaşamıyor. satılamayacak kadar çok büyüdüklerinde sokağ konmuyorlar. armada'ya yolunuz düşerse boncuk bölgesinin biraz aşağısında komik köpek çeyrek'in bölgesine rastlayabilirsiniz. o civarlardaki pet shop'ta satılamadığından sokakta yaşıyor çeyrek. allh'tan o şanslı ki pet shoptakiler yememğini suyunu veriyor, o civardaki güvenlik görevlisi işi olmadığı zaman gidip seviyor, oynuyor. fakat her köpek çeyrek'le boncuk kadar şanslı değil. pet shoplarda hayvan satılmasının tamamen bitirilebileceği bir platform varsa buyrun beraber mücadele edelim, ama bu olana kadar oradaki hayvanları sefalete terk edemezsiniz. bana gelip cins hayvan-sokak hayvanı muhabbetide yapamazsınız. ırkçılıktı bu çünkü. ırkçılık da insana mahsus kötülükllerdendir. cins hayvanla sokak hayvanı arasındaki fark, siyah insanla beyaz insan, inançlı insanla inançsız insan, vs. arasındaki farktan daha değişik değildir. hiçbirinin arasında fark yoktur çünkü. hepsinn yaşama hakkı, güzel bi hayt yaşama hakkı aynıdır. imkanım olsa bütün pet-shop hayvanlarını parayı basıp alırım. paraın geri kalanını barınaklara yatırırım. birini yanlış birini doğru göstermek, bi taftaki hayvanları kaderlerine terk etmek hayvanseverlik değildir.


bu kızcağızın bi günahı yoktu, durduk yere canı yandı, korktu. üzülüyorum onun için, ama bir yere kadar üzülebiliyorum. hem de hiç vicdan azabı çekmeden. o kıza üzülen çok var çünkü. onlara göre olayın "baş suçlusu" olan köpek olay yerinde taşlarla sopalarla dövülüp, bıçak darbeleriyle de öldürüldü çünkü. ikincil suçluların peşinden gidildi davalar açıldı çünkü. o köpeğin canının hesabını kimse sormadı ama kötü adam köpek çünkü. bu kızın yaşadığını korkunç mu buluyorsunuz? hiç gözünüzün önünde bir araba bir köpeğe feci şekilde çarpıp aynı hızla yoluna devam etti mi? hiç araba çarpıkan onra kendini sakin bir yere sürükleyip acı içinde kendi başına yatan bir köpeğe rast geldiniz mi? annesinin o köpeği bulmasını, onunla ilgilenmesini izlediniz mi? yapılacak bir şey olmadığı için veterinerin o köpeği uyutmasına şahit odunuz mu? ben oldum. hiç kardeşi biraz ötesinde pesti olmuş, kendisi acı içinde hızla geçip duran arabalardan kaçmak için çılgınca çırpınan ama bir arabanın yere yapıştırdığı ön patilerinden kurtulup kaçamayan yavru bir kedi gördünüz mü? ben daha geçen hafta gördüm. o yüzden kimse kusura bakmasın, bana istediğinizi diyin ama ben bu kıza üzülemiyorum. onun için "adalet" sağlandı çünkü. o hayvanlarsa kimsenin umrunda olmadı. ve her olaydan olduğu gibi şimdi de "pitbullar yasaklansın" insanları ortaya çıktı. national geographic izleyen bir insan muhakkak ki cesar millan'a denk gelmiştir. o adamın sorunlu köpekleri eğitmek için kullandığı kendi köpeğinin de pitbull cinsi olduğunu da görmüştür. sorun o hayvanlar da değil yani. sorun sizde. madem o kadar yasak meraklısınız hayvanları yasaklamayı düşüne zihniyeti yasaklayın. köpeği gereksiz bir vahşetle eğitenleri yasaklayın. "köpeğim korkunç görünsün istyorum" diye veternerden köpeğinin kulaklarını kesmesini isteyenleri, o operasyonu yapıp para alan veterinerleri yasaklayın. sokak köpeklerin kulaklarını kuyduklarını kesenleri yasaklayın. kedileri poşete koyup çöp kutusuna atanları yasaklayın. avcılığı, avcılığa "spor" diyenleri yasaklayın. bitkiyle, hayvanla insan hayatına farklı deerler biçenleri yasaklayın. rant için ormanları, ormanda ağaçlarla birlikte milyonlarca hayvanı yakanları yasaklayın. nefreti yasaklayın. çifte standartlı adaletinizi yasaklayın. kendinizi yasaklayın.

















 


Hiç yorum yok: