vince gilligan'la michael slovis tek bir beyinde toplansa o beyin %718 verimle çalışıyor olurdu. yok böyle bir zeka. battlestar galactica'yı ayrı tutuyorum; çünkü o çok çok ayrı bir kulvarda. onun dışında breaking bad kadar güzel bir dizi yapılmadı, uzun bir süre yapılamaycak da. dizi kavramının, görüntü ve ses yönetmenliğinin, senaryonun, detayların climax noktası bu dizi olmalı.
iki sezon arasındaki 14 aylık ara sürecinde tasarım eğitimimin bir buçuk yılını iyi kötü bir şeyler öğrenerek geride bıraktım. 14 ay öncekine göre nispeten biraz daha eğitimli bir gözle izleyince daha çok şey gözüme battı, o muazzam ışık kullanımları, kamera açıları vesaireler biraz daha belirginleşti ama sonuç olarak sadece hayranlığım bir tık daha yukarı çıktı.
4. sezonu detaya boğarak başlatmışlar. karakterlere (gus'a) öyle şeyler yaptırmışlar ki durdurup düşünmem gerekti niye böyle yaptı bu diye. mr. white'ın bol gelen pantolonu ve o yüzndeki muazzam ifadeyle dizinin pilot bölümündeki pantolon sorununa çok tatlı bir gönderme yapmışlar.
oyunculuklar zaten hiç kötü olmadı ama aaron paul resmen yar-dır-mış. bir kere o açılış sahnesi, sonra mr. white kendisini savunurken yavaşça kafasını çevirip attığı bakış, mr. white'la beyaz pantolon ve kenny rogers tişörtlerini almış kahvaltı ederkenki o isterik halleri.. tam jesse bir travma daha yaşayıp mal olacak derken delirdi çocuk. uzun zamandır bunu bekliyormuşum ben de sanırım.
bu görüntü yönetmenliği...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder