26 Nisan 2011 Salı

ankara'yı bu zamanlarda çok seviyorum. genelde nisan ayına hep hakim olan yağmurlu-rüzgarlı-serin ile günlük güneşlik yumuşak hava arasında gidip gelen hava durumunu, her yerin yeşermesini, insanların bakışının duruşunun değişmesini falan.

ankara hakkında en çok sevdiğim şeylerden biri bu sanırım. yormaz insanı. başka şehirden gelenler "boğuluyorum" derler, "tekdüzelik yoruyor" derler ama onların şımarıklığıdır o. istanbul'daki gibi bir yanından anadan doğma çıplağa yakın bir kız geçerken diğer yanından neredeyse gözleri bile görünmeyecek kadar kara çarşaflı bir güruh geçmez. kış geldi mi bütün boyunlar atkıların arkasında bükülür, bahar gelince bütün yüzler güler. sürekli bir acele sürekli bir gidilmesi gereken yer yoktur. bahar geldiğinde şımarıkların ankara'dan nefret etme sebebi olarak gösterdikleri o beton yığınları arasınan pembeli beyazlı çiçekler fışkırır. o kadar çok ulu ağaç vardır ki bazı sokaklarında sonbahar geldiğinde asfalt silme kuru yaprak olur.

bugün annemle kuzenime giderken incek tarafından geçtik, diğer bir değişle son bilmemkaç yıldır servisin beni sabahın köründe alıp okula götürürken, akşamüstü okuldan alıp eve götürürken geçtiği yollardan geçtik. okulun emen dibinden başlayan ormanın ağaçları daha bi büyümüş. okulu anayola bağlayan yolun kenarında minik minik çamlar ardı, onlar da büyümüş. okulun içindeki 7 yıl önce falan biz sınıfın penceresinden izlerken dikilen ağaçlar taa anayoldan görünecek kadar büyümüş. okulun diğer tarafındaki dağ bayır yine yemyeşil ve ne tesadüf ki koyunlarını otlatan eşekli amca biz kırmızı ışıkta beklerken uzaktan göründü. tam şu zamanda lise kısmının üst katlarından görülecek göl manzarasını düşününce duygusallaştım ve annem benimle dalga geçti.

of yine bambaşka bi şeyden bahsetmeye başladım. diyecektim ki buraan şu an çok sıılmış bulunuyorum ve sanırım ilk defa yeşilli meşilli huzurlu su kenarına değil gotham city'ye gitmek istiyorum. evet şu olduğum insan olarak değil başka biri olarak çelik beton yığını kapalı havalı karamsar gotham city'ye gitmek istiyorum ama o olmazsa ya gotham city'nin gerçe hayattaki izdüşümü olarak chicago'ya gönderin ya da the dark knight rises'ın setine atın arkham asylum'a kapatın ne bileyim yapın bi şey çünkü sıkıldım.

bi de komikbuk dünyasıyla haşırnşir arkadaşlar edinip kendime bir komikbuk kültürü oluşturmaya başladığımdan beri dc mi marvel mı diye düşünür dururdum artık pes ettim ikisini de ayrı ayrı seviyorum.

Hiç yorum yok: