4 Mart 2011 Cuma

peki geceleri neden girebiliyoruz? daha fazla saçmalaşmamız mümkün değil resmen.
blogspot yokken hiçbir şey olmadı.
pazartesi tek kişilik dev jürim çok iyi geçti. sanırım sınıfın tek aa'sı olcam.
salı günü tolga hoca'yla projelerin yaptırılması konusunda dertleştik. bizim özel öğrenciler olduğumuzu söyledi. bi daha sevgi doldum adama karşı.
çarşamba günü dekan beyin işi çıktı dersi bıraktı gitti. geçen hafta çizilene devam edin dedi. itirince koridorda perspektif çalışın dedi. başımıza da asisan barış hoca'yı koydu. barış hoca'nın saçı başı dağınıktı çok tatlıydı. adamın tarzı falan çok güzel de keşke biraz da iletişim kurmayı öğrense. geçen hafta bitiren bi benmişim, sabahın köründe tek başıma koridorda oturup merdiven neyin çizdim. nalet olsun bu çift kaçışlara perspektiflere falan, sevmiyorum çizmeyi. arkasından meryem geldi yanıma da koridorun ortasında bi başıma oturmaktan kurtuldum. sonra balkonun oraya geçip bi de orayı çizdik. 85tane ara vereerk çizdikten sonra saat 12'de bitti. karnımız aç değildi atölyeye döndük. çok sessizdi ve tam bahar havası vardı. pencerelerimiz önünde geniş yerler var tam oturmalık/yatmalık/uyumalık. meryem bi saat uyudu ben de  biraz uyuyup sonra telefon kurcaladım. sona b. kişisi geldi. arkasında da hiç hiç hiç sevmediğim konuşamadığı halde sürekli konuşunda iki kelimede bir yani diyen her knuda gereksiz fikirlerini belirtip beni hasta eden u. geldi. dersin geri kalanında işimizi bitirdiğimz halde çıkmamıza izin verilmediği için 13'ten 15-20'ye kadar 4ümüz atölyede oturup sohbet ettik. u. olmasaydı güzel olabilirdi. sırf onun yüzünden bi süre sonra muhabbeti bırakıp atölyede depar atmak gibi anlamsız hareketlere giriştim.
bugünse güzel bi gündü.
perşembe günkü derslerde bölümleri tanıtıyorlar, her bölüme 4 hafta ayırmışlar. bugü endüstriyel tasarımın son haftasıydı. bülben hoca giriyordu bölüm başkanı. bi kere o kadın 40 yaşında olamaz, en fazla 25-30 gösteriyor. harika biri bi de.
bugün sınıfa geldiğimde bi baktım kapıdan içeri o heykelimsi bakıyor. geçen dönem kendi kendime sanat sosyolojisinden kaldığımı iddia edip depresyona girdikten sonra şimdi e bu çocuğu kendi kendie staja gönderip üzülmüşüm. bi kendi kendine gelin güvey olmama 101 dersi açılsa da alsam. ders başladı bülben hoca geldi, bu çocuğa "ooo alican seni aramızda görmek ne güzel." dedi. ten point for aslınur, ismi bilmiş, soyadda da yaklaşmış ama olmamış. herkesten "alican kim yöa" tepkileri gelince bülben hoca "alican benim çok değer verdiğim bir öğrenci. ben öğrencilerin çalışıp iyi not almalarıyla falan değil insanlıklarıyla ilgileniyorum." dedi. ten point for bülben. çok seviyorum kadını vallahi. end. tas.'ı ketum bi bölüm haline getirmeye çalışmasa da tolga hoca'ya gittiğimiz gibi onunda odasına girip otursak konuşsak. ted mezunuymuş bi de yerim.
dersten sonra aslınur''la deniz'in yanına gittim bowling oynadık. hemen hemen bütün oyunu önde götürdükten sonra son anda aslınur'a yenildim, acı verici oldu.
ondan sonra eve geldim. çay içtim. kedilerimi sevdim. güzel müzik takıp bikaç aplikasyon daha indirdim. hayalkırıklığı yaşayınca asretle apple aplikasyonlarını andım.
sonra efes pilsen-tapdk tarafında haberler aldım canım sıkıldı. kaç ay oldu isim başvurusunda bulunalı tapdk 1 ay sonra açıklanacağını söylediği kararı hala açıklamadı. kim bilir neler dönüyor şimdi kapılar arkasında. kötü haberi vermek için playoffları falan bekliyorlardır kesin. ne hale soktular takımı. geleceğimiz belli değil şu an resmen. efes veya anadolu efes isimleri kabul edilmezse efes pilsen, 1996'da türkiye'ye ilk avrupa kupasını getirmiş, koraç kupası'nı kazanmış efes pilsen, euroleague'de iki kere final four oynamış, iki kere 3. olmuş, senelerce final four'un kapısından son anda dönmüş, senelerce üst üste final 8'den aşağısını görmemiş efes pilsen kapanıyor, tarih oluyor. kıçımın üç büyüklerinin meşhur argümanı "müesse takımının ömrü kısa olur."dur. efes 30 küsür yıldır yüksek seviyede yolunu sürdürürken 10 küsür yıllık kulüp takımlarından daha çok şey katıyor ülkeye, ömrü kıs aoluyor ma ne eczacıbaşı ne tofaş ne ülker, hiçbiri gibi değil, kendi rızasıyla indirmiyor kepenklerini, zorla mühürlüyorlar.
bunlar olurken, bu akşam efes pilsen, efes PİLSEN olarak, belki de kulüp olarak son euroleague maçına çıkıyor, aynı saatlerde fenerbahçe ülker çeyrek finale çıkmak için valencia'da maç oynuyor. efes pilsen - partizan maçı acayip keyifli, iki takımında iddiası kalmamış rahat oynuyorlar. her hücumda smaçlar bloklar falan. anlıyoruz fbü'nün maçı daha bi kan kokuyor da gidip rytas maçından bahseden adamlar efes maçından bi skor geçmiyorlar. bu kadarız işte biz. elin yunanı isyan ediyor efes'e yapılanlara bizimkiler görmezden geliyorlar. yasa çıktığında 2 gün ayaklandı herkes, o kadar. ülkenin önde gelen sözde spor otoriteleri göstermelik tepkilerini gösterip bi daha konusunu açmadılar. timsah gözyaşı hepsininki.
ha fenerbahçe ülker de layığını buldu valencia'da, kimse kusura bakmasın. türk takımlığı falan da kalmadı artık. neymiş efenim çok şansızlarmış bi sürü sakat varmış. lan rakibinin bütün sistemin üzerine kurulu olduğu oyuncusu sakat oynamıyor 12 sayı fark yiyosun dediğin şeye bak. sonra hakemler çok kötüymüş bık bık. yıllarca yedikleri haklara saysınlar onu da. neymiş "ölmeden yenilmeyeceklermiş"," ömer hasta hasta oynamış". fenerbahçe = balon. şişip şişip patlıyo sonunda her zaman.

efes pilsen'ime gelirsek, son maça yakışan bi maç oluyor gibiydi. haftanın en güzel hareketlerinin hepsi bizim maçtan çıkabilir rahatlıkla. vesely aygırı neler neler yaptı. roberts'cığımda da ne bünye varış maşallah, geçen hafta bugün sakatlandı ve çok ciddi bi sakatlıktan bahsedildi, bikaç ay oynayamaması falan gündeme geldi. adam çıktı oynamayack dedikleri tofaş maçında oynadı, sonra bugün de neler neler yaptı. gerçi bizim kulüp doktorunun da payı var adam ölüyü diriltecek yakında. roberts şahaneydi bugün, her topa atladı, çok şahane perdelemeler yaptı, çok yararlı oynadı. seneye var olabilirsek takımda kalır umarım. son periyottaki rakocevic-vesely düellosu da ayrı bi güzeldi. rakocevic de gitmese keşke. sonlara doğru sinan inanılmazdı. hele bir baket faul var ki muazzam. kerem gönlüm'ün öbür topa altından attığı uzun pas, onu zor bi durumda yakalayan sinan, üstünde gist aygırı vardı sanırım ya da jessel falan da olabilir, işte bi partizanlı üstüne binmişken attığı acayip tunikenin sayı olması bi de faul, valla harikaydı. bi de bikaç hafta önce kerem tunçeri'deki düşüşten korkutğumu söylemiştim bugün mıçışın zirvesine ulaştı. yahu son dakikada beraberesin 10 saniye kala zorlama üçlük denenir mi? bi de sanırım yine vesely'di ayağı çizgideyken attığı sayı var. 2 sayı önde geçtiler 1.3 kala. sonra mola aldık kenardan sokmak için. partizan aynı pao maçında pao'nun yaptığı gbi savunma yaptı ve onlar becerdiler, orada kerem'in takım arkadaşı olmak istiyen yokmuş heralde, kimse kendi takım arkadaşına perdeleme yapmadı lkajlkfer. sonuç olarak kerem'in zorlama üçlüğüne kaldık, girmedi kaybettik. ama kötü bi son olmadı kesinlikle.
kapanmayla ilgili içimde kötü bir his var. olabildiğince az zararla atlatırız umarım.

Hiç yorum yok: