3 Ocak 2011 Pazartesi

the sisterhood of the traveling pants

hani izmir'de televizyonda izliyorum demiştim, hoşuma gitti gibi demiştim, onu indirdim izledim. dublajlı dialogları birebir hatırlıyorum, orjinal senaryoya ne kadar sıçtıklarını görünce dublajdan bir kere daha nefret ettim, çünkü içinde çok açık, çok tatlı konuşmalar varmış halbuki. öyle çok da bildik klişe gençlk filmi değilmiş. aslında biraz klişeymiş, ama her klişe kötü olmuyor işte. o arkadaş grubunun aynısına sahibim, o arkadaş grubunda hemen hemen aynı minik hayalkırıklıklarını, büyük hayalkırıklıklarını, takıntıları, korkuları, değişimleri, minik güzel şeylere olan ihtiyacı gördüm, yaşadım. yarın da ikincisini izleyeceğim utanmadan sıkılmadan. arkadaşlarımı özledim.
yahu bi de hep tibby gibi olmak istedim, ama onun için aşırı hassas oldum. bi de suckumentary dedi koptum.

Hiç yorum yok: