16 Aralık 2010 Perşembe
romalı kerem.
fiba wc türkiye - sırbistan yarı final maçı son saniyeleri var ya, hemen hemen aynısı yaşandı bu akşam. spitris diamantidis'in 3.6 kala attığ basketle pao 1 sayı öne geçti, mola aldık, thornton kenardan topu oyuna sokarken topu sokan thornton'un kendisini o sırada savunmakta olan sanırsam sato'ya çizgiye basıyor diye attığı bakışlarla, hakeme yaptığı umusamaz "geri çek şunu" hareketiyle kendisine olan sevgimi pekiştirdi. muhtemelen son top rakocevic'e çizilmişti çünkü thornton önce rako'ya baktı, o sırada fotsis aygırıyla boğuşmakta olan rako tunçeri'ye işaret etti, tunçeri topu aldı tepede, hani diamantidis bile orada dire şutu düşünürdü heralde. kerem bu sefer dip çizgiden değil de tepeden olanca soğukkanlılığıyla penetre edip yine soldan bıraktı turnikeyi. bu bazır biitır turnikeler kerem'in imzası haline gelmeye başladı, alışkanlık yaptı adam.
ilk çeyrekte sadece 7 sayı attırdıydık, ikinci periyot da coşmuştuk baya, fark 18 falandı, ama pao yılan pao en iyi yaptığı şey uyuttular devrede neler yaptılarsa bizim 3. çeyrek sendromumuzan da yarrlanıp coştular ikinci yarı. pao=slytherin ha. renkler falan da aynı. ha bir de spikerler hakemleri hep abartır ama hakemler iyiydi demek de yazıktır günahtır. thornton'ın poposunu kırdığı pozisyona hücum faül çalmak ibnetorluktur yani. spitris'in o turnikeden sonra popo oluşunu, obradovic'in cılız çabalarla süre bitti mi diye pozisyonu tekrar izletmesini izlemek çok keyifliydi. ha tam tersi olsa o son turnikeyi atan pao olsa biz tekrar izlemek istesek hakemler bsg der içeri giderdi o ayrı konu.
bi sürü konu var geri biz niye halen ikili oyun savunması yapamıyoruz, niye 18 sayı önde olduğumuz maçı son saniye basketiyle 1 sayıyla anca kazanabiliyoruz falan da şimdi değil.
kerem t.'nin soğukkanlılığı, mütevailiği, şaşkın yüz ifadesi, o turnikeden sonra kurşun gibi sahayı kat edip kerem'in sırtına binen rako, thornton düştüğünde üzülen, kenarda olduğunda her pozisyonda ayağa fırlayan sinan, görev adamı kerem g., vujcic ve o tuhaf zerafeti, thornton ve onun her şeyi, yine kayıpları oynasa da topu almak için körlemesine yere balıklama dalan wisnievski, roberts'ın karizması, nachbar'ın kenardayken votka içiyomuş gibi görünmesine sebep olan pembiş pembiş yanakları, hırsı, hem duygusallığı hem profesyonelliği, ender'in afacanığı, dudley'nin "if you know what i mean" bakışları ve hatta cenk tosunun gerekszliği, maç sonundaki o teletabi sarılışı sevgi dolduruyor beni. böyle agucugicibu moduna giriyorum direk.
iyideğili zsorunlarımız var ama iyi olcaz. radulujica top16'ya yetişecek. o kendine geldiğinde pot altımız taşlaşacak. iyi olacak her şey inşallah.
en çok sevindiğimde, dediğim gibi efes ne zaman çok kritik bir döneme girse art niyetli olduğuna ikna olduğum efes kapanacak hebeleyle birleşecek haberleri hortluyor. efes de hemen hemen her seferinde ne yapıp edip cevabını veriyor.
iki yıl sonra sonunda başkasını şeyiyle şeye girmememiz, kendi işimizi kendimiz görmemiz güzel. hani bizim alıştığımız bundan 3-4 hafta önce top16'yı garantilemek, gruptan 3. hatta 2. çıkmayı başarısızlık saymaktı ama neyse bugün değil.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder