10 Ekim 2010 Pazar

bitsin öyle yazayım dediydim ama sıkıldım şu an.
öncelikle semtimiz baya bir yol kat etti konser konusunda. ismail yk, bengü, rafet el roman, vs. halk konserlerinden böyle bir festivale gelmiş olmamız güzel bi şey.
3 günlük festivelimizin kombinesi 25 lira, yan bi grubu 2 liraya falan izliyoruz.
dün ben dersten çıktım konser alanıa girerken sat tam 19 idi, 19da hayko'nun çıkması gerekiyordu, ben kendi kendime "hemen mi çıktı hayko ya" derkene girdim bi baktım ilk grup olan zardanadam dah yeni iniyor. arkasından kurban çıktı, tek bi bildiğim şarkı bile çlmadılar, solist bizim ve zabıtaların ağzına sıçtı, başta iyi bi tepkiydi, ama sonrasında bokunu çıkardı.
sonra mor ve ötesinin çıkması gereken saatlerde hayko çıktı, hayko iyi güzel ama böğürme be adam, çok güzel belli ki eğitilmiş bilgili bir sesin var, o kadar böğürmeye normal moda geçtiğinde de detne olmadan güzel güzel söylüyorsun takdir ediyorum, çok da güzel şarkıların var, böğürme eşlik edelim biz de. hayko'yu 3. izleyişimdi bu, 3 konser de aynıydı, adam ibisöylediğinde çok güzel oluyor, çok zevk alıyorsun. rica edicem böğürme hayko.
mor ve ötesi de çok gecikti, sauğndçek bitti bunlar hala çıkmadı. yeni şarkıları bilmeyince biraz sıkıntı oldu ama aralara bol bol eskilerden de sepiştirdiler, ne varsa eskilerde var. snlara doğru tam bildiğimiz sevdiğimiz şarkılarla kombo yaparken, küçük sevgilimden önce harun'un söyledikleri sebebiyle fatih stinson ve wingman adaylarının saldırısına uğradık. ülkemizin böyle scenes of a sexual nature'daki tom hardy tadında, git diyince giden, rahatsız ettim mi diye özür dileyen, dürüst ve eğlenceli beylere ihtiyacı var açıkçası. bu fatih abimiz tam bir fenomen. wingman adayları dediğim çocukları da, çocular tuvalete giderken önlerin kesip yanına almış. bugün onlardan murat(küçük) ve arkadaşını(boğaçay) gördük de fatih abi'yi göremedik. görseydk bi eğlenseydiseydi bizi hoş olurdu.
bugün de program yine gecikmeliydi, 17.30 gibi gittik de javu denen kaka daha sahnedeydi. allahım ben böyle rezil bi şey izlemedim. ne çalabiliyolar,ne söyleyebiliyorlar. konseri bırakıp çişlerini yapmaya giyolar, aralarda yavşak yavşak muhabbetlere giriyorlar. hasta ettiler beni. daha sonra gece yolcuları çıktı, yine onlar daha iyi, hiç değilse şarkı söyleyebilen bi solistleri var. bi de kendi şarkılarından çok kavıryaptılar bilinen şeyer çaldılar ama biz içinde ateş yanan varil etrafında evsizler gibi toplaşmış ısınmaya çaışarak izledik bütün konseri. sonrasında ogün sanlısoy'da da bi yere oturdk bütün konseri oradan izledik. orada otururken (boğaçay) geldi, selamlaştık gitti, sonra murat'la geri geldi bakın size kimi getirdim diye. (boğaçay)ın eli yüzü daha düzgün, byu poslu çocuk, gözleri de pırıl pırıl böyle ama pek çekindi, murat(küçük) ile daha güzel sohbet ettik. daha sonra onları görmedik, ben çişimi yapmaya gidip gelirken (boğaçay)ı gördüm yine güldü sadece.
sonra fazla naz yapmadan mfö çıktı. mf'yü bildim bileli hep canı izlemek istemitim boşuna değilmiş. heralde kendi ortalamalarını altında bi konserdi ama benim en sevdiğim konser sıralamasında 3. sıraya yerleşti. mazhar'ı sesi, kapşonu, çizmeleri, eli cebinde şarkı söyleyişi, özkan uğur'un gitarı çalarken girdiği şekiller, soloları, konumum itibariyle fuat'ı pek göremedim ama güzel sesi yetti onun. ve şuna kanaat getirdim ki şu an ülkenin en iyi, en güzel grubu mfö. her şarkısı ayrı güzel, asla kabak tadı vermiyorlar, mesela mor ve ötesi baydı bi yerden sonra, politik olma çabaları falan omuyor artık, o yüzden dün insanların bağıra bağıra, dans ede ede söyledikleri şarkılar sevda çiçeği olsn, ve olsun falan, öyle şeylerdi. mfö'nün bir başka hayranlık verci şeyi, bunca yıldır kim bilir kaçkez aynı sahneye çıkmış, aynı şeyleri çalmış adamlar hala birbirlerinin önünde eğiliyorlar.işte bu yüzden ben bugün dej vu'yu hatırlamam için biraz zamana ihtiyaç duyarken, bundan 50 sene sonra da hayatta olursam hala mfö dinliyor olacağım. o kadar yorgunluğa şu an hala new york sokaklarında dinleyip dans ediyorum. tam ortasındayım, gözyaşlarımızı bitti mi sandın ve bu ne biçim hikaye böyle'yi çalmalarını çoook istemiştim ama kopuktu kopuktu zincir olduramadım hammarareyy ammaneyoo. psikopat'ta, sakın gelme'de, mecburen'de ve tabi ki olduramadım'da nasıl eğlendim anlatamam. olduramadım'da insanlar iana geldi, o nasıl bir "yarabbim" diye haykırmaktı yahu ehehe. güllerin içinden'de, yandım'da, bu sabah yağmur var istanbul'da da, sarı laleler'de hareket etmeyince dondum, aynı zamanda hüzünlendim. ali desidero'da her şeyi bıraktım sahneyi izledim sadece, tiyatro gibiydi, özkan uğur'un o gülüşü bitirdi beni. bise de çıktı canlar,kırmadılar bizi. orada ele güne karşı'da iyice koptum ben, enerji patlaması yaşadığım gecelerde odamda bile o kadar dans etmedim hiç vallayi. bileğimi burktum falan ama olsun.keşke biraz daha kalsalardı ama çok üşüdüler hihih. artık mfö konseri buldum mu koşa koşa giderim.
doğum gününü de haftaya aldık, yarın rahat rahat gidelim teoman'ı da izleyelim baalım bi dedikleri kadar var mıymış. her haftasonu olsa da her haftasonu gitsek yahu güzel oluyomuş böyle yürüye yürüye festivale gidip gelmek.

Hiç yorum yok: