6 Ekim 2010 Çarşamba
bi basket maçına gitmenin en güzel tarafı, maç sonu çıkışta beklemek. ayaklarında terlikleri, omuzlarına/boyunlarına bağcıklarınan astıkları, ya da kollarının altına sıkıştırdıkları devasa ayakkabıları, bazen üzerinde minik su lekeleri olan eşofmanlarıyla, ıslak dağınık saçlarıyla, duştan çıkmış mis olmuş, güzel güzel parfümler sıkmış (burada iç geçirip 2 sene kadar öncesine gidiyor ve vujanic'in parfümünü hasretle anıyorum.) sıcacık vücutlu kocaman adamlarla ayaküstü sohbet etmek, fotoğraf çektirmek, hatta şanslıysanız sarılmak. :)
mesela ermal abi çıkar, olanca samimiyetiyle durur sohbet eder.
ender çıkar, "elimi imzalooaauu" diyen kızlara "niye?" diye sorar.
kerem gönlüm "otobüs bekliyor" diye bi saat mırın kırın eder etmesine ama sonuçta kimseyi kırmadan, herkesin gönlünü yapmış olarak otobüsüne yetişir.
sinan da ermal abi gibi sohbet eder, kolunu omzuna atar sırıtıp fotoğraf çektirir.
kerem tunçeri soğuk görünür ama o da kimseyi kırmaz.
thornton güzelim gamzeleriyle kocaman gülümser, sen daha bi şey demeden "nasılsın?" diye sorar. sarılırsın falan. o da güzel güzel kokar.
prkacin'e, benim çok sevgili niksa'ma "efesliyim" dedin mi, "ooo efes pilsen!" der, hemen sarılır, sohbete dalar, fotoğraf çektirirken 40 yıllık arkadaşıymışsın gibi samimidir, ayrılırken tanıdığı efeslileri sayar, selamını yollar, niksa gibi bi adam daha gelse şu takıma ya.
marko popovic de keza öyle, efesliyim dedin mi, olay bitmiştir. sevgili dostum "mavibornoz" üzerindeki efes formasının önce önünü gösterdiğinde gözlerini kocaman açmış, sırıtıp "ooo efeees!" diye bağırmıştı, maviornoz formanın arkasındaki ermal kuqo yazısnı gösterdiğinde popovic daha da çok sırıtıp daha da yüksek sesle "kuqooooo" diye bağırmıştı.
kasun'u ilk gördüğünde böyle bi soğuk gelir, ama pamuk gibi bi adamdır kasunosaurus. yanınızda mavibornoz da varsa uzun uzun sohbet edebilirsiniz, telefonda konuşmuşluğunuz olan dünya tatlısı karısı rakel'e selamınızı iletebilirsiniz ehehe.
scoonie penn'i şimdi pek iyi hatırlamayız ama o sezonki ted maçı çıkışında belgrad olayında daltonlara katılmadğı, takımı satmadığı için teşekkür etiğimizde "awww" sesinden çıkarıp sarılıvermişti. boy farkı da pek olmayınca sorun olmamıştı eheh.
hemen arkasından o sezonki diğer cengaver amerikalımız kenny gregory kapıdan "scoonie penn babaaaa" diye bğırarak çıkmıştı, ama o samimiyeti bize göstermemişti.
yukarıdaki fotoğrafa gelirsek, fotoğraftaki kadın efeslilerden bi ablamız, geçen pazarki olympiakos maçı sonrası bizim radulujica'yı kandırmış ropörtaj için, ropörtajı yaparlarken rako çıkmış selam vermiş gitmiş. radulijica-teodosic-keselj üçlüsü aynı dönemin oyuncuları, 6-7 yıldır falan beraber oynuyorlar, radulijica keselj'yle kaydeş gibiymiş, teodosic'le de arası çok iyiymiş. tam bundan bahsederken teo çıkmış, gelmiş yanlarına oturmuş elinde ayakkabısı, biraz sohbete katılmış, gülmüş falan, sonra otobüs beklediğ çin kalkmış gitmiş. ropörtjı yapan bu yaşını başını almış teyze de abaza biraz, kıskanıyorum. ben istanbul'da olsam, ya da efes ankara'da olsa nasıl yardırcam nasıl yardırcam var ya.
ayrıca evet ben de abazayım ve gocunmuyorum. basketbolu basketbol için seviyorum ama arada gözüme de ziyafet çekiyorum. erkekler hiç yadırgamasın beni. siz de gidin voleybol falan izleyin. basketbol bildiğin erkek için yaratılmış bi spor, kadın basketçiler zürafaya benziyor. böyle teodosicler, nachbarlar falan baskeçi olursa ben de bakarım kardeşim hallahallaaa.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder