13 Eylül 2010 Pazartesi

işte öyle geldi gitti godot.

bıraktığım yerden başlarsam, dikili'de televizyonun azizliği yüzünden sırbistan - ispany amaçını kaçırdım. akşama slovenya maçında hallettik biraz çiki bombastik bi görüntü elde ettik ama. görüntü zıplıyor kayıyor tuhaf şeyler yapyordu.
işin aslı slovenya maçından pek ümidim yoktu, içimde slovenleralacak gibi bi his vardı, lakovic-dragic-becirovic üçlüsü yardıra yardıra gelmişit oraya kadar, nachbar'da rahat durmuyordu. ama hiç beklediğim gibi olmadı, nachbar iyi başladı, sonra hepten dağıldılar, daha ilk yarı bitmeden sloven bençinde kırmızı gözlü ağlamaklı bi dragic falan vardı. maç çok güzel geçti çok da güzel bitti, sonrasında sırbistan maçını tekrarını verileceğine dair lüzumsuz bi güvenle gecenin bi yarısına kadar oturdum ama sırbistan maçının minicik bi özetini verip hem ntv hem ntvspor'da farklı zamanlı olarak bizim maçın tekrarını vermeye başladılar.
sırpların maçında olansa, teodosic maç boyunca 7'e 1'le oynuyor, sonra hücumda skorda eşitlik varken topu alıyor, üzerine hayvani baskı uygulanıyor, orta saha yakınlarında dolanıyor, dönüyor, sağ yapıyor, sol yapıyor, 20 saniyeyi eritip 3saniye kala 87 metreden üçlüğü yazıyor. sen insan değilsin teodosic. o nasıl bir risk alma, o nasıl bir özgüven, bi de o sonrasındaki tepkin. nedir yani? vakti zamanında horace jenkins'in 7'de 0la oynadığı, son saniyede nun attığı 3lükle kazandıımız bjk maçı geldi. ha arada jenkins'in şu an zambia 8. liginde falan oyuyor olması gibi bi fark var.
slovenya'ysa aynı bizim geçe seneki milli takım, aldıklaı mağlubiyetin ardından dağıldılar, klansman maçlarını galibiyetsiz kapatıp 8. oldular. slovenya'nın şimdiye kadar alıdığı en iyi sonuç ama. seneye litvan'ya da lorbek biraderlerin de katılımıyla gzel bi takım olarak devam edecekler inşallah.
ertesi gün abd'ye karşı bi süe direnen rusya sonunda düştü, 6 kişilik rotasyonla oynayan arjantin ise litvanya'dan fark yedi, ama bu scola'nın çılgın atmasına engel olmadı.

vee gelelim o büyük güne, turnuvada en çok olmasını istediğim şey, yarı final veya finalde sırbistan'la karşılaşalım, teodosic coşsun coştursun, ama maçı biz alalım. tam da istediğim şey oldu. teodosic insan olmadığınıbir kez daha kanıtladı, 13 sayı 13 asist bilmemkaç ribaund gibi hayvani istatistikler tutturdu, yatay düzlemde uçarken düşey düzlemde üçlük sokaak analitik geometrinin ağzına sıçtı. maçın büyük bi bölümünde bizimkilerin toplamı bi teodosic etmedi. keşeli deen sivri herif de takır takır oynadı, tam yakaladık dedik, çakal ivkovic bi mola aldı, bi baktık fark yine 8. bütün maç böyle gitti geldi. teodosic de maç boyu birkaç milyon insandan küfür yerken bendeki yerini sağlamlaştırmaktaydı. (burada kendimi birz vatan haini gibi hissettim.) hele bi pozisyonda kadraja pota altından teodosic'e giydiren bi bey amca girdi ki mına bile kodu teo'nun. o nasıl küfürler ama, naptın sen? burada demek isterim ki adam görevini yaptı iyi oynadı diye küfür yedi ama mömkün değil. görevini fazlasıyla yaptı ama sonuçta yugoslav ekolündne yetişme bir sırp olarak çakallığı elden bırakmadı, her molada kenara gelemden önce bi saat hakemlere işledi, serbest atış atan oyuncunun önnde dolandı durdu, ömer'i şamarladı. velickovic gönlüm'ü gerdi durdu, ömer teo'nun suratını mıncırladı bi, hiç teknik çıkmadı ilginç. kerem gönlüm de bi sene doping cezası mı aldı bi sene hapis mi yattı beli değil. gerçi dışarıdan çaktırmasa da takımla iç içe efeslileringördüğü gibi ondaki bu umursamaz "nassı koduk lan" tavrı epedir vardı, üstüne bi de dövmelenmiş, bi asabileşmiş. sonra dakikalarda kerem tunçeri'nin 3lüğü sonrsı ben salon kapısının önünde ayakta dururken heyecandan içeri koşmuş olan 3.46 boyundaki kuzenim karanlık koridorun içinden "RÖÖÖAARH" diye koşarak çıkıp benimle göğüs tokuşturma şeysini yapmak istedi, sonuçta ben masaya oradan sandalyeye oradan yere yuvarlandım. sonra 4. saniyede saçlarımız beyazladı, tam hido ktopu kaybetti sıçtık derken kerem topu aldı ve basket okullarında öğretilecek şekilde döndü orada, maçın en kolay turnkesini bırakırken dayım kuzen ben birer hipopotama dönüştük tv başında. kald 0.5 saniye. ivkovic'i o oyunu hazırladığı, oyuncuları başarıyla hayata geçirdiğiiçin hepsinin alnından öpmek istiyorum. sırp basketboluna br kez daha hayran kaldım. yarım saniyede oynanabilcek en doğru en güzel oyunu hazırlayıp en doğru şekilde hayata geçirdiler fakat semi herden semi semi herden'in hespta olmayan bloğu bitirdi olayı.bizimkiler sahnın ortasında depişirken oradan geçmekte olan teodosic'in ifadesizliği tepkisizliği yine bitridi beni. sonradan gördük ki bi anlık hıncını topu tekmeleyip hakemi indirerek almış herifçoğlu. çok güzeldi ya. kafamda hala ihsan'ın "kazandık" geri vokali eşliğinde muratmurat'ın "kerem tunçeri"leri var. bugün de yoldan gelip hemen 3.lük maçına oturdum. litvanyabasketbolun dibine vurmuş harika bi ülke, her türlü zevk alan insanlarıyla her turnuvaya renk katarlar. eksikleri çok olan takımın gruptan çıkıp çıkamayacağı konuşulurken yarı finale kadar geldiler. litvanya'yı aşırı derecede sevsem de gönlüm sırbistan'ın madalya almasıdan yanayı ama kleiza izin vermedi. ama delirdi resmen, nasıl bir oyundu o öyle. dün sırpları baya bi hırpalamışız yalnız, dayanamadılar bugün. teodosic sonlara doğru çıldırdı, tekniği de aldı çıktı oyundan. asabiyetini yediğim. litvanya böylece beklenmedik bi şekilde 3. tamamladı turnuvayı. bizm maçtaysa kimsenin bi beklentisi yokmuş meğer, oyuncular zaten dün gece 2ye doğru sofradan kalkmışlar, çoğu 4e kadar uyuyamamış, dünkü maç sıprları olduğu kadar bizi de hırpalamış, abd ise bize nazaran daha rahat bi maçtan çıkıp geldi, dinlenmeye de fırsatları oldu. durant'ti westbrook'tu, hayvancıl herifler bunlar. uçuyolar resmen. uçun, uçmayın demiyorum, hobi olarak yine uçun ama yavaş yani biraz. bugün kaybedip üzülsek de ok teşkkür etmek lazım u milli takıma, dünya ikinciliği lan, gümüş madalya, boru değil. kürsüye çıkıldığında da litvanyalılar nasıl eğlendiler ya, canlarım, bi de abd takımının fileyi tek bi oyuncuyla bi seferde kesmeleri değil de, tek tek çıkıp fileden bi parça kesip bütün fileyi paylaşmaları, aldıkları parçaları kulaklarının arkasına atıp dolanmaları hoştu. turnuvanın ilk beşi ve mvp'si herkesçe tahmin ediliyordu zaten.
milos teodosic, hidayet türkoğlu, kevin durant, linas kleiza, luis scola'ydı turnuvanın en iyi 5i, hepsi de hak ettiler sonuna kadar. mvp de haliyle kevin durant oldu. o da ayrı bi hayvan. yalnız seyirciye etmediğim küfür almadı. ulan şu litvanyalıları izleyin de bi feyz alın, her türlü durumda her şeyden nasıl zevk alıyolar bi görün, biz de bi emnuniyetsizlik almış başını idiyo, milli marş yuhalamalar, teodosic ödül aldı diye yuhalamalar. hay nalet ya. teo da küsmüş zaten çıkmadı ödülü almaya.
iyi kötü b turnuvayı daa devirmiş olduk, darısı litvanya'da eurobasket 2011'in, inşallah londra olimpiyatları 2012'nin, ispanya 2014'ün falan işte nice turnuvaların başına.


büdüt: sırbistan maçında ömer sırplara kendi oyunlarını oynadı kesinlikle. teo'nun şamarında o kadar yerde kalınacak bi şey yoktu. hep gavurun evladı mı yapacak çakallığı sıra bizde.:)

Hiç yorum yok: