ilkokul günlüğümü buldum ve okurken sandalyemden düştüm az önce. o kadar şenlikli ki anlatamam. başına "hiç kimse okumasın. tüm hakları saklıdır. eğer açar ve okursanız size sonsuza kadar küserim." yazmışım. adını tom koymuşum yahu, "sevgili tom" diye giriyomuşum hep.
"aslında insan ilk görünce korkunç komik geliyor işte böyle dehşet komik ama biz işte sürekli yaptığı için alıştık işte." - burada ablamın yaptığı bi surat ifadesinden bahsediyorum.
"istersem 3:00'de yatarım.(tabi uyumazsam)"
"yani haftasonu bile tatil ya biz de ay koca hafta ne çabuk geçiyo diyoruz. şu büyüklerin sözü var ya sayılı gün çabuk geçer diye. ben bir şey anlamıyorum o sözden ne demekse. (diyor ve bitiriyorum. bi şey anlamıyosan niye yazıyosun?)
sonra pearl harbor'a gitmişiz ve ben "filmin konusunu unutmada yazmak istedim. başlıyorum."
"... ama rafe ölmeyip geri dönünce danny ve rafe kavga eder -buraya kadar hep geniş zamanla gelmişim.- birilerinden kaçtılar sonra sabah japonların saldırısına uğrarlar. -burası geçiş dönemi kafam karışıkmış biraz.- herkes kaçışıyordu. - sonra ver elini bilinen geçmiş zaman.-"
"...o sırada danny ağlamaya başlıyor ve ölüyor.(burda ablam ağladı)"
sonra "evet tom ne acıklı bi hikaye demi." diyerek sonuca bağlıyorum. gazeteden filmden bi resim kesip yapıştırmışım falan.
"haaaam! hadi iyi geceler. haaam" -esneme efekti.
"ablama pek fazla güvenmiyorum ÇÜNKÜ ARKADAŞLARINA SÖYLER DİYE KORKUYORUM! bir keresinde birine aşık olduğumu sandım - AKLJFLKEWAŞJLKSAJEFKŞLJEŞWAŞLKJEW- o da hemen bir arkadaşına söylemiş. ama o şimdi okuyacak aşık olduğun kimdi? diye sorunca ona söylemiycem. tahmin etmesine de izin vermiycem." -küçükken telepatik güçlerim vardı da.
"sevgili tom, bugün hava çok sıcak. o yüzden içeride vantilâtörü çalıştırıp oturuyoruz. evet."
"öğretmencilik oynuyoruz. ama öyle anasının kuzusu kızların oynadığı türden öğretmencilik değil. anasının kuzusu kızlar genellikle evcilik oynar ve yabancılarla araları yoktur, ama biz çok farklıyız." -alayına isyan.
"yüzüklerin efendisine gideceğiz. çok güzel bir macera filmiymiş." -yüzüklerin efendisi'nden "macera filmi" diye bahsediyomuşum.
"sevgili tom, -tom'un altında bi daksil izi var.- top yazdığım için üzgünüm. yanlış anlama ama. neyse uzun zamandır yazışmiyıyoruz. - burada meteor falan düşmüş heralde.- özlüyorum seni. aslında bu benim elimdee. ama ben yazmıyorum. benim yazacak çok şeyim yok. zaten onun için yazmıyorum. şimdi de yok. ne yazsam ki? heh buldum bugün bir kedi gördük yavru. çok şirin bir şeydi. eve alabilirdiki ama annem istemedi. e birazda haklı ama. çok üzüldüm ben. çok şirindi neyse bay."
yüzüklerim efendisi'nin üzerinden birkaç sayfa, yani birkaç ay geçer o sayfada acemi prenses'e gittiğimizden falan da bahsetmişimdir ve: "acemi prenses'e gittik. çok komikti. çarşamba günü de yüzüklerin efendisine gideceğiz. çok güzel bir macera filmiymiş." -küçükken zamanda yolculuk da yapabiliyodum.
" ablamla kavga ettik. benim boğazımı sıktı. sonracıma bir sürü dayak attı. sonra ben saldırmayı bıraksın diye -akljflşkejaşfe- tabureyi ona doğru kaldırdım. önce bana domuz domuz baktı. sonra karnıma o yiye yiye sivrileştirdiği tırnağı batırdı. -abla değil bu yabani.- ... biliyor musun, gün geçtikçe onların gerçek çocuğu olmadığımı düşünüyorum. - akljflkejşlkjealkjfşkljrwg- ... artık hiçbirine güvenim kalmadı. bir sana güveniyorum hayatta. -LOSER- ... bazen ölmek istediğim bile oluyor. ama merak etme ben her zaman senin yanında olucağım."
"ay aman benim tepem atıcak şimdi annem "pijamanı giy! diye bağırıp duruyor." -of of of of
"yere diz çökmüş eğilerek yatağımda sana yazıyorum" - amuda kalkıp yazdığım falan da oluyordu.
"golde revere" golden retriever demek istemişim.
sonra olgunlaşmışım. daha akıllı mantıklı yazmışım. sonra da sıkılıp bırakmışım zaten. ağladım gülmekten.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder