10 Nisan 2010 Cumartesi
breaking bad kesinlikle bir kült! yani bu kadar güzel bi şey nasıl bu kadar "andırreytıd" olabilir? konusu zaten harika, işleyişi de mükemmel. ağır ağır, insanın içine işleye işleye ilerliyor. her izleyişten sonra insanın içine yoğun bi "ben olsam..." duygusu yapışıyor. her bölümün açılışı da kapanışı da harika oluyor. oyunculuklar genel olarak ortalamanın üstünde olsa da bir bryan cranston ve aaron paul var ki yan karakterleri saç fırçaları canlandırsa kimsenin umrunda olmaz. bi de gerçek ismin bilmediğim tuco vardı, feci şekilde ibrahim tatlıses'i andırsa da bu karakter keşke lost'ta falan olsa da hortlasa diyorum bazen. "i am hal!" repliğine birkaç senedir gülüyor olsam da malcolm in the middle'da bryan cranston'ın oyunculuğunun öyle göze batar bi yanı yoktu ama breaking bad'in bi sahnesini bile izledikten sonra ikisini aynı adam olduğuna inanamıyor insan. adam cidden kanser falan mı oldu da böyle bi değişim geçirdi diye düşünmüştüm hata ben bi an. michael c. hall'un six feet under - dexter değişiminin daha fanastiğ bu. aaron paul'ü jesse baba ocağına gidip vakti zamanında çizdiği resimlere baktığından beri seviyorum zaten. 3. sezon jesse pinkman'ı da "yirim" yahu. jesse'ye önce gökten bir jane düşmesi, sonra jane'in göğe geri dönmesi onu öyle bir değiştirmiş ki, önceki sezonlarda acayip acayip giyinen, "yoo man" diyip tuvaletlere falan düşen, küvetine asit döküp evinde delikler açan şapşal; rehabilite olup gelmiş, kendine güveni yerinde, aklı başında, ayakları yerde, anne-babasına hayatlarının ayarını veren, üstelik kılığı kıyafeti de insana benzemiş bi şey olmuş çıkmış. ses tonu da hala mükemmel, salyalarımı kontrol altında tutmaktan diziye odaklanamıyorum. jane de; mr. white'a da, jesse'ye de, kendine de, babasına da zararı dokunan çikin bi şey olsa da 2. sezon sonlarında söylediği " we can be whoever we want." tadındaki sözleriye kamyon gibi çarpmış, iç parçalamış, kalbimi yumuşatmıştı. 3. sezon 3. bölümde jesse telesekreter mesajını dinlemek için gözleri dola dola tekrar tekrar aynı numarayı çevirince ben de ağlamanın eşiğine geldim gittim. 3 sezon boyunca tek tutarsızlık mr. white jesse'yi bataktan kurtarcam diye doğrudan 1+1,dolaylı olarak da 167 ocağı söndürdü ama adamın tek dert ettiği yüzyılın poposu olan karısı nasıl iş yahu bu? neyse o da nazar boncuğu olsun, çok şahane çok. bi de şu an aklıma geldi sanırım jesse'nin kardeşini oynayan velet lost'ta jack'in çocukluğunu oynuyordu.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder