11 Aralık 2009 Cuma

yine sabah 5'te uyanıp geri yatmam ve babamın 7.12'te(servisim geçip gittikten sonra) gelip uyandırması, "neyse ben götüreyim" demesi, 5-10 dakika kadar sonra toparlanıp banyoya giderken babamın tekrar yatmış olduğunu görmem üzerine geri dönüp tekrar yatmam ve 25-30 dakika kadar fazladan uyumamız, böylece bir işkence olan cuma günü ilk dersini sonlarından yakalamam, gün boyu belirli aralıklara yakılarak loş ışıklı sınıfımıza otantik kafe ile 7/24 ot içilen bohem evi havası veren tütsü, tütsüden hepimizin başının ağrıması ama inatla tütsüyü yakmaya devam etmemiz, doktor m.g.ş.'ye "öksürük şurubu, kağıt, çakmak ve ice tea ile ne kadar zarar verebiliriz ki?" diye şirinlik yaptıktan sonra "mezun oluyoruz bi anımız olsun" temalı çalışmlar sonucu o malzemelerle yapılan yapılan molotof kokteyli çakması ile sınıf zemininde 30 santimetrekarelik bi alanın alev alması, ahanda sıçtık derken "sinan"ın şişeye tekme atması sonucu şişenin dolabın altına yuvarlanması, yerin ve dolabın altındaki şişenin yanmaya devam etmeleri, kısa bir panik sonucu söndürülmeleri, "sinan"ın yeni sönmüş cam şişeyi eline alması, yanıp tuhaf bir çığlık atması, şişeye estetik taklalar attırarak düşürmesi, kırılan cam sesinin "eğlence bitti beyler" mesajı vermesi, sonunda resimlerimi atöyleye götürme cesaretini ve fırsatını bulmam ve aldığım "ooo", "ahah bu çok iyi olmuş.","oha çok seksi olmamış mı? böyle (gürültülü bi şekilde yalanır) yaptıracak cinsten." benzeri tepkiler, sonrasında hocanın mpş ve bana "6. ders yanıma gelin" demesi, 5. derste tüm zamanların en süper hocası ile hararetli bir bağımsız avrupa sineması, kısa film yarışması, rent, bohem hayatı, andy warhol muhabbeti eşliğinde atölyeden alınan sanat dergisinin didiklenmesi,  6. derste rosetta'nın gidebilmemiz için essay göstermemizi şart koşmasıyla 10 dakikada yazılan 2 sayfalık essaylerimiz ve sınıftan söverek çıkışımız, kütüphanede atılan 7. turun sonunda bilgisayar başında oturanın öğrenci değil hoca olduğunu anlamamız, iki yanına oturup işe koyulmamız, dosyama bir daha bakmak istemesi, "sen daha çok tasarıma yatkınsın" ve "size photoshop dersi de vermek istiyorum" diyerek içimden tribünlere 3lü çektirmeme neden olması, storyboard idi bilmem ne idi göstererek ufkumu açması, ihap hulusi, stencil ve yine içimden attığım "idolümsün banksy" nidaları, sınıf tahtasında mpş ile ortak dışavurumcu sokak sanatı çalışmamız ve sevgili kılasmeytlerimin sözde entel poz ve yorumları, siyaset tartışmaları ve gün boyu peşimi bırakmayan mide ağrısı ve sadist 20lik dişlerim ile "en kötü günümüz böyle olsun" günlerindendi. ve cuma günlerinden nefret ettiğimi, zamanın hızlı geçmesine kıl olduğumu, neden bu kadar üzüldüğümü bir kez dah ahatırlattı. ha unutmadan i hope that i don't fall in love with you, hatta with you too, bende bu iradesizlik varken sonum hayrola...

Hiç yorum yok: