18 Aralık 2009 Cuma

it's easy, don't let it go.

fırtınalı havaları çok seviyorum ama çok hüzünlü oluyorlar. nedense bayraklar evlatlarının cenazesinde paralanan anneleri andırıyuor mesela, yağmurun birden ağlamaya başlayan insanlar gibi yağması, yağmur damlalarından korkup kendi derdine düşen insanoğlunun kapalı mekanlarına kaçması, en son ne zaman yağmurda ıslandığını hatırlayamaması, cıbıldak kalan sokaklarda ışıklardan su birikintilerine yalnız kalmışlığın rahatlama ve burukluğunun yansıması, o su birikintilerinden sadece yüzelrinde hep belli belirsiz bir hüzün gördüğüm sokak hayvanlarının geçmesi, o havada dışarıda olacak kadar zorunlu, dertli, hüzünlü, duygusal ya da aşık insanların uçuşan saçları falan. dışarıya fazla çaktırmıyorum ama dağılmak üzereyim, bütün bunları görürken horace'ın sesi sesi moleküller artssı bağlarımı biraz da güçsüzleştirdi sanki, eşik enerjim falan düştü.

Hiç yorum yok: